bazen beklentilerimiz oluyo etraftan bazen de “ulan ne farkı var işte hep aynı gün” kafasında oluyoruz. açık söylemek gerekirse ben bu sene beklentileri olan kısımdım. yani farklı olsun istemiştim bu yıl ama olmadı. sabah kalktım sınava girdim ve evime geldim. sonra ailemin yanına gidip ananem ve dedemle elele tutuşup mum üfleyeceğiz. yani mutsuz muyum? hayır. sevdiceğimden paket gelmiş kocaman bi volkswagen minibüs, hem de kırmızı. buna öldüm tabi ama içindeki notu daha çok sevdim.
“etrafı aydınlattığını sanırken kendini eriten bir mummuşum meğer senden önce. büyük bir çağlayanı arkasına almış bir fenerim şimdi, senin aşkın çoğaldıkça sonsuza kadar yanacağım.. iyi ki doğdun sevdiğim..”
not okunur ve derin bi iç çekilir..
o hayatıma girdiğinden beri sürekli “nasıl olabiliyo da her gördüğümde kalbimin çarptığı biriyle bu kadar eğlenebiliyorum” diyorum. çünkü etrafımda hep sarmaş dolaş sevgililer var. ya da sürekli birbirine trip atan insanlar. ama o öyle değil işte ben gülmeyi bile beceremem onunla her konuştuğumda mutlaka kahkaha atıyorum. ben beklemeyi sevmem, yanıma gelmesini sabırla bekliyorum. kurduğum her hayal paramparça olur diye hayal kurmayı da sevmem, onunla bir ömür geçirebilmenin hayalini kuruyorum. “sevmek” neymiş anlıyorum onunla. ondan önce bi başkasına körkütük aşık olmuşum ben, ne yaptığımı bilmeden, görmeden aşık olmuşum. bu öyle ayakları yere basan bi şey ki allahım lütfen bu son olsun..
altında “ali lidar” imzalı paylaşımlar görüyorum, acaba o benim bildiğim felsefe grubu öğretmeni olan elinde kitap olmadan sokağa çıkmayan saçları kıvırcık ali lidar mı eğer öyleyse gidip buralarda meşhur oldunuz hocam demek istiyorum kendisine